Image and video hosting by TinyPic
..::±İçİmİzDeKi KaRaNLıK±::.. - Blogcu



Image and video hosting by TinyPic
  • Son Yorumlarım

  • Teşekkürler...

    Buna Sevindim..
    NigThwiSh
    HANGİ ŞARKI???
    şarkı adı
    Rica ederim..
    Teşekkür
    slm:)
    Haklısın..
      Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPic
  • Arkadaşlarım

  • Blogcu Yardım
  • gothictr
  • metallicafanatic
  • gercekyolislam
  • ravenist
  • yootube
  • dilaratoker
  • free counters
    Sitenizesayac.com
  • Destekleyenler

  • http://www.darkvampires.de/toplists/
    Hier gehts zur Topliste
    Blog Linkleri Link Dizini
    †SimSiyah†
    †AmatorYasamak†
    †AmatorYasamak-ıı†
    †DarkGothic.Org†
    † му ναмριяє нαят †
    †KaranlıkForum†
    †GizemliDünya†
    †MySpace†
    †İçimizdekiKaranlık-I†

    Efsane mi gerçek mi?

    25/12/2009 · Kategori: Guncel

    Şehir efsaneleri, ne zaman, nerede, kim tarafından, ne amaçla, nasıl çıkarıldığını kimsenin bilmediği, bazıları halkın deney ve gözlemlerinden çıkmış olması muhtemel ancak çoğu büyük ihtimalle tamamen ‘sallama' olan inanışlardır. İşte size bugüne kadar yaşandığı iddia edilen ama doğruluğu aslında kanıtlanamamış şehir efsaneleri...

    Efsane mi gerçek mi?

     

    6. Yoksa ‘Testere’ filmi gerçek mi?

    Efsane;
    Sinemalarda fırtına estiren ‘Testere’ serisindeki korkunç ölümleri herkes bilir. Başrol oyuncusu Jigsaw’ın düzenlediği anlaşılması güç bulmacalı cinayetleri oldukça meşhur. İnternette dolaşan yeni bir dedikodu, boynuna bağlı bir bomba olduğunu ve kendisini telefonda yönlendiren adamın isteklerini yerine getirmezse bombayı patlatacağını söyleyen bir adamın var olduğu.

    Gerçek ;
    Bir pizza dağıtıcısı olan Brian Wells, mesai bitimine yakın ilginç bir olayla karşı karşıya kaldı. Son teslimatını yapmak üzere karanlık bir yola giren Brian, yaklaşık bir saat sonra kendini bir bankanın önünde boynuna bağlanmış bir mekanizmayla buldu. Bankayı soymaya çalışırken polisler tarafından yakalanan Brian’ın boynundakinin bir aksesuar olduğu anlaşıldı. Bomba imha ekipleri göğsünde ki kutuyu açtıklarında içinde bir dizi görevlerin bulunduğu bir kartpostal buldu.

     

     

    Efsane mi gerçek mi?

     

    5. Mezardan gelen arama

    Efsane;
    Sıradaki efsane kamp ateşi hikayelerine benzeyen hikayelerden biri. Fakat onun biraz daha güncellenmiş hali. Efsane, yakın bir arkadaşından veya ailesinden sayısız çağrı alan fakat çok sonra aslında arayanların daha önce öldüklerini öğrenen insanlarla ilgili.

    Gerçek;
    12 Ekim 2008’de Kaliforniya’da bir tren raylardan çıktı ve 25 kişi kazada öldü. Hayatını kaybedenler arasında Charles Peck de vardı ve ailesi kaza esnasında onlarca çağrı aldı. Çağrılar kimden mi geliyordu? Tabi ki trende ölen oğullarından...

    Cep telefonunun sinyaliyle Charles’ın cesedini bulan görevliler, telefonun trenin bükülme anında hasar gördüğünü ve bu sebeple 35 kez ailesine çağrı gönderdiğini tespit etti.
     

    Efsane mi gerçek mi?

     
    4. Ölümcül asansör

    Efsane;
    Asansöre bindiğiniz andan itibaren anormallik ortaya çıkar, metal kapı kendiliğinden kapanır ve asansör aşağı yukarı hareket etmeye başlar. Evet birçok filmde bununla karşılaşırız hatta bir film tamamen bir asansörde geçmekteydi. Ama böyle bir olayın başımıza gelmesinin mümkün olmadığını düşünüyorsunuz değil mi?

    Gerçek;
    Doktor Hitoshi Nikadioh, 2003 yılında asansörde başına gelenlerden küçük bir telin sorumlu olduğunu tahmin edemezdi. Kapının aniden kapanmasıyla şaşıran doktor, asansörün hızlıca yukarı çıkmasıyla birlikte aşağı katta başının bir bölümünü bıraktı. Asansörün metal kapıları doktorun kafasını ortadan ikiye ayırmıştı. Başından geriye sadece sol kulağı ve alt çenesi kalmıştı. Bu esnada olayları gören başka bir kişinin asansörde olduğunu söylediğimizde tüm olanların bir film setinde yaşandığını düşünebilirsiniz. Olayın gerçekleştiği esnada içeride bulunan hemşire bir saat boyunca ortasından ikiye ayrılmış bir baş ve kanlar içinde bekledi.
     
     

    Efsane mi gerçek mi?

    3. Elektrikli testereyle intihar

    Efsane;
    Bir gencin elektrikli testereyle bir iddia veya kaza sonucu kafasını kesmesi efsaneler arasında yer almakta..

    Gerçek;
    Apartmanını yıkılmaya terk etmeye gönlü elvermeyen David Phyall, diğer komşularının evi terk etmesiyle birlikte korkunç bir plan yaptı. Masanın bacağına motorlu testereyi bağlayan David motoru 15 dakika sonra çalışması için kurdu. Sert bir içki aldı ve boynunu testerenin altına koydu. Sonrasında görevlilerin karşılaştığı korkunç bir manzaraydı.
     

    Efsane mi gerçek mi?

     
    2. Küçülmüş kafalar

    Efsane;
    Küçülmüş kafalar çizgi filmlerde karşımıza çıkar çoğunlukla. Peki gerçek hayatta böyle bir şeyin olabilmesi mümkün müdür?

    Gerçek;
    Her ne kadar hayali olarak görünse de, vahşi kabilelerde kafaların büzülmesi veya küçülmesi olayı gerçek. Özellikle Amazon nehri etrafında yaygın. Kısa bir araştırma sonunda bu tarifi bulabilirsiniz. 1940’ların sonlarına kadar kafa koleksiyoncularına satış devam etmekteydi.

     

     

    Efsane mi gerçek mi?

     

    1. Ceset tarlaları

    Efsane;
    Yüzlerce ceset tarlası efsanesi vardır. Özellikle seri katilin maktullerini gömdüğü bir arazi olduğu sürekli anlatılıp durmuştur.

    Gerçek;
    Ceset çiftlikleri tamamen gerçek ve yasal. Bilim adamlarının araştırmaları için ( vücut organlarının ne kadar sürede bozulduğunu tespit etmek amacıyla) ABD’de 3 ceset tarlası var.


     

    Ölüm:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Ölüm...
    Bir sessizlik
    Ölüm...
    Şekilden öteye hiç bir şey
    Şekil...
    Usta bir heykeltraşın
    Hünerli ellerinden çıkmış
    Muazzam bir eser
    Eser ki bir anlatım
    Eser ki bir kompozisyon
    Eser ki bir anı bir mazi
    Bir ifade, görüntü
    Oysa ölüm...
    Ölüm umutların yok oluşu
    Ölüm sessizlik
    Ölüm ifadesizlik
    Yaşarken konuşan, düşünen
    Yaşarken yürüyen, koşan
    Soran, cevap veren
    Bazen üzülen, bazen sevinen
    Bazen gülen, bazen ağlayan
    Oysa ölüm...
    Ölüm cevapsızlık
    Ölüm sonsuza dek yok oluş  

    Yorgun Savaşçının Şiiri:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    İnsan bir açmaza düşmeye görsün
    Başlamasın bir çöküntü yürekte
    Ölümdür o yerde düşündüğün
    Sevilmek de boştur artık sevmek de

    Gün ortası karanlık diz boyudur
    Acıdır hep geçmişten ne kalmışsa
    Yaşamak! O yanıtsız bir sorudur
    Huzur bitmiş, hayaller dağılmışsa

    Nefes almak yitirir anlamını
    Boğazına dizilirken lokmalar
    Bir çaresizlik sarar dört yanını
    Sesler uzaklaşır, söner lambalar

    İsyanın yüreğine sığmaz olur
    Hep kader gelmişse sevinç yerine
    Ölümün kara gölgesini bulur
    Şimdi bakanlar yorgun gözlerine

    Bir bozgun başlamıştır ki amansız
    Düşmüştür kalelerin birer birer
    Bak! Savaşçıların yatıyor cansız
    Onlar ki hep sevdiler, hep verdiler

    Yitirdin neyin varsa, anla artık
    Tek başına kalan sensin ortada
    Düşlerin toz duman, umutlar kırık
    Dün anlamsız, yarınlar paramparça

    Yapayalnızsın koca bir evrende
    Uzakta, taparcasına sevdiğin
    Gelmiyecek, ne kadar gel desen de
    Ondan böyle bir yangın yeri için

    Ondan böyle yıkılan bir dünyanın
    Altında bak tek başına kalmışsın
    Uzağında özlediğin bir anın
    Çökmüşsün, devrilmişsin, yıkılmışsın

    Sarmış kollarını boynuna ölüm
    Ne yapsan boş, kurtulamazsın artık
    De ki:-- Hep yalanmış, bitiyor öyküm--
    Bak! Can kuşun havalarda çığlık çığlık...


    Kırmızı:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Korktum Bu Güzelliğide Çalıcaklar Diye Benden
    Ama ardıma dönüp baktığımda ben korkmaktan güzelliğe waramamıştım
    we o an,yolun sonuna geldiğimde
    gözlerimi kapatıp gökyüzüne kaldırdım kafamı
    etraf kıpkırmızı kesildi
    ayakkabıma wuran ışık
    üstünde Yürüdüğüm toprak
    gökyüzü
    tenm
    Herşey Kıpkırmızıydı artık
    çünkü Gözyaşlarım Kan Ağlıyordu
    geçtiği düşütüğü heryerde iz bırakıyordu we yolun sonunda işte Her Yer Kana Bulandı...

    simSİYAH:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Şırıngayla ruhumu
    Uyuşturduğum wakit;
    Siyahlara bürünmüş gözlere
    Ölüm şiirleri yazdım
    Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
    Benim dünyama girdiğin wakit
    Acıların yol gösterdiği
    Ruhun zindan edildiği
    Bir kabustasın...
    Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son Şırıngayla ruhumu
    Uyuşturduğum wakit;
    Siyahlara bürünmüş gözlere
    Ölüm şiirleri yazdım
    Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
    Benim dünyama girdiğin wakit
    Acıların yol gösterdiği
    Ruhun zindan edildiği
    Bir kabustasın...
    Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son
    bir öncesi olmadığı gibi
    bir sonrası da yok
    siyah-beyaz,ölüm-yaşam
    arada bir çizgi yok
    yaşadığım her gün ölüyorum
    öldüğüm her gün ise
    gerçekten yaşadığımı
    hiç bir şey hissetmediğimi
    gecenin koyuluğunda
    huzur bulduğumu farkediyorum


    bir öncesi olmadığı gibi
    bir sonrası da yok
    siyah-beyaz,ölüm-yaşam
    arada bir çizgi yok
    yaşadığım her gün ölüyorum
    öldüğüm her gün ise
    gerçekten yaşadığımı
    hiç bir şey hissetmediğimi
    gecenin koyuluğunda
    huzur bulduğumu farkediyorum


    Gerektiği Kadar İyi Yaşayamıyorum...:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    gerektiği kadar iyi yaşayamıyorum
    - işin komiği 'gerektiği kadar iyi' nasıl yaşanır, onu da pek bilmiyorum
    - devamsızlığım çok hayatta
    - bir yıl düş'e dokunur gibi hiçbir şey yaşamıyorum, sonra, ertesi yıl bir gömülüyorum hayata ve aşk'a, kaldırabilene aşkolsun
    - nerede, nasıl, ne zaman, kiminle, ne kadar daha fazla mutlu olunur, bilmiyorum
    - olmadığım yerleri, yapmadığım şeyleri düşlüyorum bazen
    - bazen diyorum: 'cinsim başka olsaydı daha mı mutlu olurdum acaba'- dallıyorum günleri, bugünün ne içerdigine bakmadan, ertesi gün'e geçiyorum hemen
    - yaşayacaklarımı hep son ana bırakıyorum
    - kendimi çogunlukla yaşamayacak kadar yorgun hissediyorum
    - ne yasarsam yasayayım, gözüm hep öteki hayatlar'da kalıyor bazen
    - yaşamaya iyi konsantre olamıyorum
    - bence hayat, cinselliğin önemli bir parçası- bazılari çalıp-çırpıyor her şeyi, öteki hayatlar'dan otluyor hep bazıları
    - sevişince acıkıyorum
    - her sabah bir gün eksik uyanıyorum ömrümden
    - kafamdaki insan, olamıyorum- kendi ömrümdeymiş gibi rahat yaşayamıyorum
    - herkes ağzına kadar başkası dolu
    - içimde hiç kötülük yok.. bu çok kötü
    - depremle yaşamaya da alışabilirim.. tamam.. olur.. fakat bir şartla: beni öldürmeyeceğine söz verirse
    - ömrüm bir dönem çok açık kaldı, hayatıma kaç insan girdi hatırlamıyorum
    - aslında ileride çok mutlu olunacak sota yerler biliyorum
    - bazı sabahları dünya, çok zor alışıyor bana
    - orjinal bir kaç insan arıyorum
    - atsan atılmaz, satsan satılmaz bir yük gibi geliyor bazılarına hayat
    - tez'siz, antitez'siz, gel bana hipotez, hipotez
    - hayatta bir ağırlığım olsun diye, şişmanlıyorum
    - üçün biri'ni seçerken bile ikilem'e düşüyorum
    - yaşamak için sonsuz ideal bir yer var mı? ben bulamıyorum..
    - yaşamam gereken bir çok şey ve yaş, başka bir çok şey ve yaşları düşünürken geçip gidiyor
    - bazen çok geriden yaşıyorum
    - ömrüm son bulduğunda neleri yaşamış olayım.. neleri yaşamış olmalıyım.. bilmiyorum
    - bu benim ilk tecrübem dünyada
    - bütün güzel kızları, iyi oğlanları kapmışlar
    - bütün şahane mevzuları çok önceden konuşmuşlar
    - bütün güzel pozisyonları biz yokken sevişmişler
    - iyi bir ömür, hangi iyi bir ömürle kıyaslanabilir ki
    - kim olarak öleceğimi, ne olarak kalacağımı bilmiyorum
    - hayat, benden, zevk alıyor mu acaba bilmiyorum
    - tanrı veya doğa, beni böyle kullanarak ne yapmak istiyorlar, pek anlamıyorum
    - ancak yine de ömrümden geleni yapıyorum..

    Ayrılık Manifestosu...:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Bu yazı aslen Alkol'ün Bünye' ye nüfuzunun hat safhada yüklendiği, kamusal alana çıkmaya kalksak yaya ehliyetimizin dahi elimizden alınabileceği bir sabahımtırak vakitte yazılmıştır.

    Aşk iki kişilik bir oyundur üç ve dört kişi ile de oynandığı görülmüştür, kötü olan(işi bilen) kazanır. Ama bazı doktrinlerde (Tarkan-Aşk incelik ister) bu oyunun bir galibi olmadığı düşünülmektedir.

    Her ne kadar maliyetine âşık olunur ve işçilik alınmaz desek de sonumuz buralardan gitmek olmuştur; lakin nereye gitsek aşk konusunda istihdam sorununun her yerde baş göstermesinden, fizibilite yetersizliklerinden ve elimize verenlerin elimizden tutanlardan çok olmasından dolayı, altıncı his diye tabir ettiğimiz üstüne oturmakta kullandığımız, iki parçadan oluşan(beyin misali-sağ ve sol lob) fakat tutup da ikiye ayırmadığımız güzide parçamızın üzerinde ikâmetimizi gerçekleştirdik.

    Bu olayı Ayrı-lık kavramı içerisinde yaşayanların bizden tek farkı işte O nesneye yedikleri tekme ve bu tekmenin kuyruklarına gelmesi sonucu büyük bi acı duymalarıdır..?Ben giderken en çok seni götürdüm¹ dizesinde olduğu gibi kat edilen yollar ayrılığa çare değildir.

    Bu olaya çare arayan Mecnun, Ferhat ve Kerem gibi zatların sonunu hepimiz bilmekteyiz. Ki Fuzuli bu konuda hepimize iyi bir örnek olması gereken zat-ı muhteremdir...(Anlamayan arkadaşlar için çöle düşme sebebini bir araştırmalarını tavsiye ederiz)

    Sonuçta bu olay şemsiyenin açılmamasıyla özdeşleşip yine bu olayın davasının olmaması çeşitli geyiklere sebep olmuştur.

    * Bir kısmı çalıntı tümcelerin deformasyonu sonucu oluşan bir makale olsa da en az aşk kadar emek gerektiren bir yazıdır.

    ** Bu yazı giriş-gelişme-sonuç kısımlarından oluşmamaktadır.

    *** Çıkaracağınız herhangi bir ders ya da sonuç yoktur. Boş yere kafa yormayın.

    **** Buraya kadar okuyanlar için verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü şimdiden (geç oldu ama) özür dileriz.
    not:Alıntıdır.Gothica azbuz'dan...

    YAŞAM BİR KİTABA BENZER:=(

    25/12/2009 · Kategori: Siir_Hikaye


    Yaşam bir kitaba benzer...
    Ön kapağı geleceği
    Yazılar yaşananları
    Resimler hatıraları
    Dipnotlar dostlukları
    Sayfalar yılları
    Arka kapağı ise geçmişi
    Temsil eder...

    Öyle bir kitap yaz ki,
    Yazılan kadar resimleri ve dipnotları
    Da çok olsun...
    Öyle bir kitap yaz ki,
    Arka kapağına yazdıkların
    Hiçbir zaman pişman ettirmesin...
    Öyle bir kitap yaz ki,
    Ön kapağı tertemiz kadar dopdolu da olsun...

    Ve
    Öyle bir kitap yaz ki,
    Her köşesinde seni çok seven BEN olayım.

    Sus / Ma!, Sus!Gecemizin çığlıklarını duyayım...:=(

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Sus!
    Gecemizin çığlıklarını duyayım



     

    Ağlayan gözleri görmeden,
    Gecenin karanlığında kaybolayım
    Konuşma, sesini çığlıklara karıştırma!
    Yalnızca izle ve dinle!
    Karanlığın geceye olan hâkimiyetini…


     

    Sus!
    Kayıp yıldızlar zifir yalnızlıklarına ışık yakmış bekler...

    Gece gündüze seyreder
    Alışılmamış bir yalnızlık senfonisi ilişir kulaklara
    Masum ve güzel o büyülü ses herkesi etkiler!
    Hiç bu kadar güzel olmamıştı yalnızlık
    Vazgeçişler başladı, yalnızlığından kopuşlar
    Olmayacaktı biten bir hikâyenin anatomisi çizilemezdi
    Ve her ne olursa olsun bu hikâye deki kahraman tek değildi
    Yarım kalmış cümleler gibi bu şehirde…
    Gözlerine inmiş bir perde bu hikâyede

    Ve ve ve
    Bir yıldırım yalanır karanlığın sükûnetinden
    Bir adam imgeleri hep beyaz
    Mücahit bir sonbahar giydirmiş bedenine
    Yağmur içen
    Kan nöbetçisi batı düşlerinden
    Yalnızlık ne güzel
    Yakıştırma bedenin kalıp ölçülerine
    Duvarları sindirip fikri-i düşüncen
    Yardana kırbaçlayıp ruhunun içindeki umudu
    Ve

    Şeytansı tortuyu
    Tutunamadık yalnızlığın ahir zamanından,
    Yapamadık zamanın zamansızlığında,
    Başaramadık yalnızlığı…
    Sus!
    Karıştırma daha fazla
    İçimde savrulmuş duygu şehrini
    Taş koyma sokaklarıma,
    Çelme takma ayağıma
    Sadece sus
    Çığlıklarımın arasındaki gecenin koyu yalnızlığında


    Sıyrılıp siyahın korku prangalarından
    Nu insanlık koştuğu zehir zemberek taş sokaklarıma
    Dikme zakkum zehrini
    Sus!
    Hayat tiyatrosunda bir es koyup
    Locanın zimmete geçirilen sandalyesine
    Sıyır at içindeki karanlığı
    Gözlerinden bir bahar aksın
    Mavi, yeşil, eflatun
    Kızıl yıldızlar
    Dökülsün avuçlarına
    Çığlıklarıma tecavüz eden kadın
    Sus
    Dokunma yalnızlığa
    Bana kalsın oda!

    İçerde dolaşan parmak izlerin var hala!
    Beni yaralayıp kanımı içiren sen
    Yalnızlığa mahkûm edipte çirkin kahkahalarla gülen sen!
    Sus!
    Sus ve konuşma bir daha
    Acıtma kabuk bağlamayan yaralarımı
    Dokunma bir daha bana ve odama kirletme ellerinle
    Sus!
    Yorma dalgın kuşlarımı
    Kanatlarını kırdın uçamazlar bir daha
    Sus ve çık hayatımdan
    Zehrini daha fazla boşaltma dünyama

    Oysa hasretim sana
    Zehrine panzehir olsa
    Yoğunluğum alıp da gitse tek başına...
    Unutulan sükûnet
    Derin karanlık
    Açan kan çiçekleri
    Belâ hasretin
    Ve yalnızlığın
    Ve sessizliğin
    Ve gelip gitmelerin ömrümün kıyılarına
    Ve hayatında olup olmayısın
    Ve her şey
    Ve sen
    Ve ben
    Ve ve...
    Ve elveda benim zehirli sarmaşığım
    Ömrümün kangren yanı
    Kesip de atamadığım kolcağızım benim
    Bu hasret bir beni öldürür
    Bir beni yalnızlık…

    Ruhumu teslim etmek ne denli zor
    Adını anmadan gitmek!
    Yo bana göre değil sensizliği içime gömmek
    Dur!
    Susma! Konuş bu kez…
    Yalnızlığımı bastıran güneşim ol!
    Doğ gecelerime…
    Çığlıklarımı sustur sen konuş bu gecenin sabahında!
    Gözlerime bak son kez!
    Gülümse dokunulmamış taze dudaklarınla
    İçime attığım tüm dertleri bir gecede unuttur bana!
    Renklerimi getir avuçlarıma ve sakın susma!
    Son gecem senle mutlu geçsin şu beş günlük fani dünyada…
    Unutma bir gün senide alacağım yanıma
    Uzaklara gideceğiz
    Kimselerin olmadığı sessiz diyarlara
    Ölüm kokmayacak, kan olmayacak
    Sevgimizle yaşayacağız
    Korkular kendiliğinden silinip elveda diyecek bize
    Sen yalnızca bu gece susma!
    Gecenin sonu başlangıcımız olacak yeni bir dünyaya
    Şimdi susma!


    __Gitarların Ağlayışı__

    25/12/2009 · Kategori: Gothic


    Gitarların ağlayışını duydun mu hiç?

    Ama nerden duyacaksın ki...

    Onlar senin için sadece bir eşya...

    Ama değiller...

    Hiç bir zaman olmadılar.

    Metal dinler misin?

    Cevabın "hayır" galiba...

    Tamam dinleme, sana zorla dinleten yok.

    Ama sana bir şeylerden bahsedeceğim...

    Bazı gruplar vardır, mistik olayları anlatır.

    Bazıları ölen sevgiliyi, bazısı ise atalarını.

    Ama sen ve etrafındaki çoğu insan onları hep aynı şekilde değerlendirdin.

    "Satanist", "Eroinman" vs.

    Nereden biliyorsun?

    Hiç aralarına katıldın mı?

    Ya da zahmete girip araştırdın mı?

    Ordan oturduğun yerden ahkam kesmek kolay.

    Tamam sert müzik yapıyorlar...

    Evet, bazı kötü örnekleri var...

    Ama nereden biliyorsun hepsinin aynı olduğunu?

    Bir olay anlatacağım sana;


    "Grup konserdedir.Sert bir şarkı.

    Her şey sert.

    Brutal vokaller.

    Eski sevgiliye olan kin.

    Bağırış, çağırış...

    Ama bir an gelir hepsi susar.

    Herkes geri çekilir, meydan bassiste kalır.

    Bassist başını öne eğer,

    Saçları yüzünün görünmesini engeller.

    Sonra solosuna başlar.

    Solosuna girerken gözünden bir damla yaş akar.

    Sonra bir damla daha...

    Ve devam eder...Bassist ağlar...

    Bassist ağladıkça elindeki gitara daha da içten odaklanır...

    Ve gitarıda ağlamaya başlar...

    İkiside ağlar, ağlar, ağlar...

    Onları anlayanlar da fena olur,

    Bazıları gözyaşlarıyla eşlik eder..."


    Şu satırları yazarken ben de ağlarım.

    Soruyorum sana;

    Ben o ağlayan bassistim,

    Ya da seyircilerden biriyim,

    Hatta o ağlayan bass gitarım...

    Ne diyorsun bana;

    "Satanist" mi, "Ağlama" mı?

    « Önceki ::

    Aşağıdaki Ziyaretçi Haritası 09:52 Zaman Dilimi 31.03.09 Tarihi İtibariyle Geçerlidir.
    Locations of visitors to this page